Sevgili okuyucularım, beni az veya çok tanırsınız. Hanedanımızın Türkiye’de yarattığı o muazzam gelişmeleri her zaman savundum, takdirle andım.
Şimdi bazı iç ve dış şer odaklarıyla birlikte faiz lobisinin ve bilhassa ABD ve İsrail gibi ülkelerin bize nasıl saldırdığını, sayın padişahımız ve onun hanedanlığını yıkmak için nasıl çaba harcadığını izlemekteyim.
Sanmayın ki padişahımız çaresizdir. Yakında görürsünüz, kürsülere yine çıkacak, bir hafta içerisinde tam 960 tesisin toplu açılışını yapacak ve hepimizi “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırtacaktır.
Yolsuzluk varmış, sayın padişahın oğlu bile malı götürmüş, polisin eli kolu bağlanmış, savcıların sözü artık Emniyet’te geçmiyormuş, savcılar kapışmış, her ülkede olur böyle vakalar. Sayın padişahımız şimdi biraz panikte olduğu için, oynanan bu kahpece oyunlara çare bulamıyor.
Şimdi bazı iç ve dış şer odaklarıyla birlikte faiz lobisinin ve bilhassa ABD ve İsrail gibi ülkelerin bize nasıl saldırdığını, sayın padişahımız ve onun hanedanlığını yıkmak için nasıl çaba harcadığını izlemekteyim.
Sanmayın ki padişahımız çaresizdir. Yakında görürsünüz, kürsülere yine çıkacak, bir hafta içerisinde tam 960 tesisin toplu açılışını yapacak ve hepimizi “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırtacaktır.
Yolsuzluk varmış, sayın padişahın oğlu bile malı götürmüş, polisin eli kolu bağlanmış, savcıların sözü artık Emniyet’te geçmiyormuş, savcılar kapışmış, her ülkede olur böyle vakalar. Sayın padişahımız şimdi biraz panikte olduğu için, oynanan bu kahpece oyunlara çare bulamıyor.
* * *
Haddim olmayarak kendisine çareyi sunuyorum:
Çare, akil adamlar seyyar tiyatro kumpanyasını derhal ve yeniden devreye sokmaktır. Yoksa bu pisliğin altında ilk önce padişahımız boğulacaktır.
Akillerin geçtiğimiz aylarda başlatılan Kürtçülük açılımı için nasıl özveriyle çalıştıklarını, çoğu zaman yuhalanıp kaçsalar da nasıl etkili olduklarını hepimiz görmedik mi!
İsimleri unutmuş olabilirsiniz, bazılarını yeniden anımsatayım:
Rifat Hisarcıklıoğlu, Kadir İnanır, Abdurrahman Dilipak, İzzettin Doğan, Tarhan Erdem, Fehmi Koru, Kezban Hatemi, Yılmaz Erdoğan, Mustafa Kumlu, Ali Bayramoğlu, Hülya Koçyiğit, Kürşat Bumin, Oral Çalışlar, Doğu Ergil, Ahmet Taşgetiren, Orhan Gencebay vesaire…
Bu yolsuzlukları onlar önler, kargaşayı onlar durdurup padişahımızın önünü açar.
Çare, akil adamlar seyyar tiyatro kumpanyasını derhal ve yeniden devreye sokmaktır. Yoksa bu pisliğin altında ilk önce padişahımız boğulacaktır.
Akillerin geçtiğimiz aylarda başlatılan Kürtçülük açılımı için nasıl özveriyle çalıştıklarını, çoğu zaman yuhalanıp kaçsalar da nasıl etkili olduklarını hepimiz görmedik mi!
İsimleri unutmuş olabilirsiniz, bazılarını yeniden anımsatayım:
Rifat Hisarcıklıoğlu, Kadir İnanır, Abdurrahman Dilipak, İzzettin Doğan, Tarhan Erdem, Fehmi Koru, Kezban Hatemi, Yılmaz Erdoğan, Mustafa Kumlu, Ali Bayramoğlu, Hülya Koçyiğit, Kürşat Bumin, Oral Çalışlar, Doğu Ergil, Ahmet Taşgetiren, Orhan Gencebay vesaire…
Bu yolsuzlukları onlar önler, kargaşayı onlar durdurup padişahımızın önünü açar.
* * *
Sayın başbakanım, padişahım efendim!.. Sen hiç aldırma hakkında yapılan dedikodulara… Yok senin oğlan da gözaltına alınacakmış da, yurt dışına kaçtığı söyleniyormuş da, yok efendim senin döneminde yolsuzluk hırsızlık arşa yükselmiş, bütün yandaşlar malı götürmüş de!..
Ayakkabı kutularından paralar fışkırmış, bal tutan parmağını yalamış falan filan da!
Sen sür bu akilleri yeniden piyasaya, ver ellerine uçak biletlerini, yeniden örgütle seyyar tiyatro kumpanyasını ve gittikleri her yerde senin badem bıyıklı valilerin konuğu olup nutuk atsınlar, seni acındırsınlar. Eğer yüzleri kaldıysa!
“Sayın Başbakanımıza haksızlık yapılıyor. Başbakanımız hırsız değildir, asla olmamıştır. O hiç kimsenin çalmasına göz yummaz. Bu yalanları piyasaya süren bedduacı, sümüklü takkeli ve takkesiz liboşlardan ve bilumum döneklerden elbette hesap soracaktır” desinler.
İnan ki sayın padişahım, akil adamlar seyyar tiyatro kumpanyasını piyasaya bir daha sürdüğün anda döviz düşecek, borsa yükselecek ve faiz lobisi avuçlarını yalamak zorunda kalacak, ABD ve İsrail ekonomisi çökecektir.
İnşallah bu söylentiler doğru değildir, Bilal yurt dışına tüymemiştir. Aman tüymesin, daha yapacak çoook işleri, satın alacağı çoook gemicikleri memicikleri var.
Bu vesileyle sana ve ailendeki bütün uyanıklara, çevrendeki yandaş, cemaat ve akiller dahil hepinize çok selamlarımı iletirim.
Nasıl olsa senin Allah’ın var, sakın korkma!
Ne istediler de sen vermedin! Durmak yok, yola devam!
Ancak sayın padişahım, sen bu kafayla gidersen yola devam etmen biraz güçleşecektir, haberin olsun!
Ayakkabı kutularından paralar fışkırmış, bal tutan parmağını yalamış falan filan da!
Sen sür bu akilleri yeniden piyasaya, ver ellerine uçak biletlerini, yeniden örgütle seyyar tiyatro kumpanyasını ve gittikleri her yerde senin badem bıyıklı valilerin konuğu olup nutuk atsınlar, seni acındırsınlar. Eğer yüzleri kaldıysa!
“Sayın Başbakanımıza haksızlık yapılıyor. Başbakanımız hırsız değildir, asla olmamıştır. O hiç kimsenin çalmasına göz yummaz. Bu yalanları piyasaya süren bedduacı, sümüklü takkeli ve takkesiz liboşlardan ve bilumum döneklerden elbette hesap soracaktır” desinler.
İnan ki sayın padişahım, akil adamlar seyyar tiyatro kumpanyasını piyasaya bir daha sürdüğün anda döviz düşecek, borsa yükselecek ve faiz lobisi avuçlarını yalamak zorunda kalacak, ABD ve İsrail ekonomisi çökecektir.
İnşallah bu söylentiler doğru değildir, Bilal yurt dışına tüymemiştir. Aman tüymesin, daha yapacak çoook işleri, satın alacağı çoook gemicikleri memicikleri var.
Bu vesileyle sana ve ailendeki bütün uyanıklara, çevrendeki yandaş, cemaat ve akiller dahil hepinize çok selamlarımı iletirim.
Nasıl olsa senin Allah’ın var, sakın korkma!
Ne istediler de sen vermedin! Durmak yok, yola devam!
Ancak sayın padişahım, sen bu kafayla gidersen yola devam etmen biraz güçleşecektir, haberin olsun!
Yiyin efendiler yiyin
Sevgili okuyucularım, tiyatroyu hep birlikte seyrediyoruz. Türkiye allak bullak oldu. Hukuk ayaklar altında çiğnenirken yüzlerce polis şefi sürgün edildi, savcılardan dosyalar alındı.
Tayyip’in partisi sapır sapır dökülüyor. Tarzan zor durumda.
Küçüklüğümüzde bir film vardı:
“Atını s…. kovboy”
Sonra filmin ikinci bölümü gelirdi:
“Atın intikamı”
Çok güvendiği atı bu kez aynı şeyi kovboya yapıp intikam alıyor, zor durumda kalan kovboy yakınıyordu:
“Ey benim atım, bugüne kadar seni ben besleyip büyütmedim mi? Bir eksiğin mi vardı, ne istedin de vermedim? Şeytana uyup seni bir defacık şaaaptım diye bana bu yapılır mı?”
Şimdi filmin ikinci versiyonunu izliyoruz. Atın tecavüzüne uğrayan kovboy ayakta sallanıyor.
Tayyip’in partisi sapır sapır dökülüyor. Tarzan zor durumda.
Küçüklüğümüzde bir film vardı:
“Atını s…. kovboy”
Sonra filmin ikinci bölümü gelirdi:
“Atın intikamı”
Çok güvendiği atı bu kez aynı şeyi kovboya yapıp intikam alıyor, zor durumda kalan kovboy yakınıyordu:
“Ey benim atım, bugüne kadar seni ben besleyip büyütmedim mi? Bir eksiğin mi vardı, ne istedin de vermedim? Şeytana uyup seni bir defacık şaaaptım diye bana bu yapılır mı?”
Şimdi filmin ikinci versiyonunu izliyoruz. Atın tecavüzüne uğrayan kovboy ayakta sallanıyor.
* * *
Ülkemizi yıllarca soydular. Açılan her ihalede, yapılan her alımda, vurulan her kazmada rüşvet, avanta, yolsuzluk, hukuksuzluk vardı. Bir yanda milletin paralarını, tesislerini, fabrikalarını, limanlarını eşe dosta, yandaşlara peşkeş çekerken, öbür yanda Allah, Peygamber, Kur’an diye bağırdılar.
Bu soygun çarkı nasıl yürüyordu? Önce yandaşlar belirleniyor, pazarlık masasına oturuluyordu.
“Bu işi sana vereceğiz. Sen yurt dışındaki hesaba önce bizim payımız olan şu kadar milyon doları yatıracaksın. Arkasından bizim oğlanların, adamlarımızın vakıf ve derneklerine şu kadar milyon dolar bağışlayacaksın, tamam mı?”
Alan razı satan razı, tamam olmaz mı!
Bir sürü yasa değişikliği yapıp Kamu İhale Kurumu’nu tümüyle devreden çıkardılar. Artık hiçbir ihale, hiçbir alım denetime tabi değil. Kime istiyorsan ver!
Korkunç bir sömürü çarkı kuruldu. Hem insanlar sömürüldü, hem de dinimiz.
Ellerinde hem devletin sonsuz olanakları, hem de yandaş medya vardı. İkisini de tepe tepe kullandılar.
Rüşvet çarkı gıcır gıcır yağlanmış dönüyor, yüz milyonlarca avanta parası havalarda uçuşuyor. O ayakkabı kutularından çıkanlar falan, işin milyarda biri bile değil.
Bu soygun çarkı nasıl yürüyordu? Önce yandaşlar belirleniyor, pazarlık masasına oturuluyordu.
“Bu işi sana vereceğiz. Sen yurt dışındaki hesaba önce bizim payımız olan şu kadar milyon doları yatıracaksın. Arkasından bizim oğlanların, adamlarımızın vakıf ve derneklerine şu kadar milyon dolar bağışlayacaksın, tamam mı?”
Alan razı satan razı, tamam olmaz mı!
Bir sürü yasa değişikliği yapıp Kamu İhale Kurumu’nu tümüyle devreden çıkardılar. Artık hiçbir ihale, hiçbir alım denetime tabi değil. Kime istiyorsan ver!
Korkunç bir sömürü çarkı kuruldu. Hem insanlar sömürüldü, hem de dinimiz.
Ellerinde hem devletin sonsuz olanakları, hem de yandaş medya vardı. İkisini de tepe tepe kullandılar.
Rüşvet çarkı gıcır gıcır yağlanmış dönüyor, yüz milyonlarca avanta parası havalarda uçuşuyor. O ayakkabı kutularından çıkanlar falan, işin milyarda biri bile değil.
* * *
Bir ülke düşünün, savcı, Tayyip’in şehzadesi Bilal ve bazı AKP zengini büyük işadamlarını ifadeye çağırıyor. Polis ve jandarmaya emir gidiyor ama ikisi de gereğini yapmıyor. Savcı yakınıyor, Başsavcı ortaya çıkıp kendi savcısını yalancılıkla suçluyor.
Şimdi hiç endişeniz olmasın, bunca kargaşa ortamında zanlılar bütün delilleri yok etti, değiştirdi, kararttı. Bazıları da tüydü.
Bir ülke düşünün, istifa eden Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar açıklama yapıp “Soruşturma dosyasında yer alan bütün imar planı değişikliklerini Başbakan’ın talimatıyla yaptık. Başbakan’ın da istifa etmesi gerekir” dedi.
Aradan dört gün geçti, her gün kürsülere çıkan, bağırıp çağıran, sağa sola posta koyan aslan parçası Tayyip’ten tık yok. Bakanının bu sözlerine yanıt veremiyor.
Konuşsana Tayyip!
Bir ülke düşünün, malum şahıs dün çıkmış kürsüye “O savcı adaletin yüz karası” diye bağırıyor.
Bir ülke düşünün, birkaç gün öncesine kadar İçişleri Bakanı olan Muammer Güler’in Halkbank’taki 908 bin lirasına hokus pokus yapıldığı iddiasını bugün dördüncü kez yazıyor ve kendisine soruyorum:
“Savcılık iddianamesinde adı M.G. olarak geçen şahıs sen misin? Evetse bankadan şikayetçi oldun mu? Olmadıysan niçin? Yoksa banka sana paranı ödedi mi?”
Niçin yanıt veremiyor, neden korkuyor?
Her gün bir sürü yalanla uyuttukları Türk Milleti’nin bazı bireyleri artık bu korkunç gerçekleri görsünler, “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırırken nasıl soyulduklarını, ceplerinin kravatlı yankesiciler tarafından nasıl boşaltıldığını anlasınlar.
Eğer “Biz razıyız, soyuldukça zevk alıyoruz” diyorlarsa onu bilemem.
Emin Çölaşan
Şimdi hiç endişeniz olmasın, bunca kargaşa ortamında zanlılar bütün delilleri yok etti, değiştirdi, kararttı. Bazıları da tüydü.
Bir ülke düşünün, istifa eden Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar açıklama yapıp “Soruşturma dosyasında yer alan bütün imar planı değişikliklerini Başbakan’ın talimatıyla yaptık. Başbakan’ın da istifa etmesi gerekir” dedi.
Aradan dört gün geçti, her gün kürsülere çıkan, bağırıp çağıran, sağa sola posta koyan aslan parçası Tayyip’ten tık yok. Bakanının bu sözlerine yanıt veremiyor.
Konuşsana Tayyip!
Bir ülke düşünün, malum şahıs dün çıkmış kürsüye “O savcı adaletin yüz karası” diye bağırıyor.
Bir ülke düşünün, birkaç gün öncesine kadar İçişleri Bakanı olan Muammer Güler’in Halkbank’taki 908 bin lirasına hokus pokus yapıldığı iddiasını bugün dördüncü kez yazıyor ve kendisine soruyorum:
“Savcılık iddianamesinde adı M.G. olarak geçen şahıs sen misin? Evetse bankadan şikayetçi oldun mu? Olmadıysan niçin? Yoksa banka sana paranı ödedi mi?”
Niçin yanıt veremiyor, neden korkuyor?
Her gün bir sürü yalanla uyuttukları Türk Milleti’nin bazı bireyleri artık bu korkunç gerçekleri görsünler, “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırırken nasıl soyulduklarını, ceplerinin kravatlı yankesiciler tarafından nasıl boşaltıldığını anlasınlar.
Eğer “Biz razıyız, soyuldukça zevk alıyoruz” diyorlarsa onu bilemem.
Emin Çölaşan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder