28 Aralık 2013 Cumartesi

Akiller göreve!..

Sevgili okuyucularım, beni az veya çok tanırsınız. Hanedanımızın Türkiye’de yarattığı o muazzam gelişmeleri her zaman savundum, takdirle andım.
Şimdi bazı iç ve dış şer odaklarıyla birlikte faiz lobisinin ve bilhassa ABD ve İsrail gibi ülkelerin bize nasıl saldırdığını, sayın padişahımız ve onun hanedanlığını yıkmak için nasıl çaba harcadığını izlemekteyim.
Sanmayın ki padişahımız çaresizdir. Yakında görürsünüz, kürsülere yine çıkacak, bir hafta içerisinde tam 960 tesisin toplu açılışını yapacak ve hepimizi “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırtacaktır.
Yolsuzluk varmış, sayın padişahın oğlu bile malı götürmüş, polisin eli kolu bağlanmış, savcıların sözü artık Emniyet’te geçmiyormuş, savcılar kapışmış, her ülkede olur böyle vakalar. Sayın padişahımız şimdi biraz panikte olduğu için, oynanan bu kahpece oyunlara çare bulamıyor.
* * *
Haddim olmayarak kendisine çareyi sunuyorum:
Çare, akil adamlar seyyar tiyatro kumpanyasını derhal ve yeniden devreye sokmaktır. Yoksa bu pisliğin altında ilk önce padişahımız boğulacaktır.
Akillerin geçtiğimiz aylarda başlatılan Kürtçülük açılımı için nasıl özveriyle çalıştıklarını, çoğu zaman yuhalanıp kaçsalar da nasıl etkili olduklarını hepimiz görmedik mi!
İsimleri unutmuş olabilirsiniz, bazılarını yeniden anımsatayım:
Rifat Hisarcıklıoğlu, Kadir İnanır, Abdurrahman Dilipak, İzzettin Doğan, Tarhan Erdem, Fehmi Koru, Kezban Hatemi, Yılmaz Erdoğan, Mustafa Kumlu, Ali Bayramoğlu, Hülya Koçyiğit, Kürşat Bumin, Oral Çalışlar, Doğu Ergil, Ahmet Taşgetiren, Orhan Gencebay vesaire…
Bu yolsuzlukları onlar önler, kargaşayı onlar durdurup padişahımızın önünü açar.
* * *
Sayın başbakanım, padişahım efendim!.. Sen hiç aldırma hakkında yapılan dedikodulara… Yok senin oğlan da gözaltına alınacakmış da, yurt dışına kaçtığı söyleniyormuş da, yok efendim senin döneminde yolsuzluk hırsızlık arşa yükselmiş, bütün yandaşlar malı götürmüş de!..
Ayakkabı kutularından paralar fışkırmış, bal tutan parmağını yalamış falan filan da!
Sen sür bu akilleri yeniden piyasaya, ver ellerine uçak biletlerini, yeniden örgütle seyyar tiyatro kumpanyasını ve gittikleri her yerde senin badem bıyıklı valilerin konuğu olup nutuk atsınlar, seni acındırsınlar. Eğer yüzleri kaldıysa!
“Sayın Başbakanımıza haksızlık yapılıyor. Başbakanımız hırsız değildir, asla olmamıştır. O hiç kimsenin çalmasına göz yummaz. Bu yalanları piyasaya süren bedduacı, sümüklü takkeli ve takkesiz liboşlardan ve bilumum döneklerden elbette hesap soracaktır” desinler.
İnan ki sayın padişahım, akil adamlar seyyar tiyatro kumpanyasını piyasaya bir daha sürdüğün anda döviz düşecek, borsa yükselecek ve faiz lobisi avuçlarını yalamak zorunda kalacak, ABD ve İsrail ekonomisi çökecektir.
İnşallah bu söylentiler doğru değildir, Bilal yurt dışına tüymemiştir. Aman tüymesin, daha yapacak çoook işleri, satın alacağı çoook gemicikleri memicikleri var.
Bu vesileyle sana ve ailendeki bütün uyanıklara, çevrendeki yandaş, cemaat ve akiller dahil hepinize çok selamlarımı iletirim.
Nasıl olsa senin Allah’ın var, sakın korkma!
Ne istediler de sen vermedin! Durmak yok, yola devam!
Ancak sayın padişahım, sen bu kafayla gidersen yola devam etmen biraz güçleşecektir, haberin olsun!
Yiyin efendiler yiyin
Sevgili okuyucularım, tiyatroyu hep birlikte seyrediyoruz. Türkiye allak bullak oldu. Hukuk ayaklar altında çiğnenirken yüzlerce polis şefi sürgün edildi, savcılardan dosyalar alındı.
Tayyip’in partisi sapır sapır dökülüyor. Tarzan zor durumda.
Küçüklüğümüzde bir film vardı:
“Atını s…. kovboy”
Sonra filmin ikinci bölümü gelirdi:
“Atın intikamı”
Çok güvendiği atı bu kez aynı şeyi kovboya yapıp intikam alıyor, zor durumda kalan kovboy yakınıyordu:
“Ey benim atım, bugüne kadar seni ben besleyip büyütmedim mi? Bir eksiğin mi vardı, ne istedin de vermedim? Şeytana uyup seni bir defacık şaaaptım diye bana bu yapılır mı?”
Şimdi filmin ikinci versiyonunu izliyoruz. Atın tecavüzüne uğrayan kovboy ayakta sallanıyor.
* * *
Ülkemizi yıllarca soydular. Açılan her ihalede, yapılan her alımda, vurulan her kazmada rüşvet, avanta, yolsuzluk, hukuksuzluk vardı. Bir yanda milletin paralarını, tesislerini, fabrikalarını, limanlarını eşe dosta, yandaşlara peşkeş çekerken, öbür yanda Allah, Peygamber, Kur’an diye bağırdılar.
Bu soygun çarkı nasıl yürüyordu? Önce yandaşlar belirleniyor, pazarlık masasına oturuluyordu.
“Bu işi sana vereceğiz. Sen yurt dışındaki hesaba önce bizim payımız olan şu kadar milyon doları yatıracaksın. Arkasından bizim oğlanların, adamlarımızın vakıf ve derneklerine şu kadar milyon dolar bağışlayacaksın, tamam mı?”
Alan razı satan razı, tamam olmaz mı!
Bir sürü yasa değişikliği yapıp Kamu İhale Kurumu’nu tümüyle devreden çıkardılar. Artık hiçbir ihale, hiçbir alım denetime tabi değil. Kime istiyorsan ver!
Korkunç bir sömürü çarkı kuruldu. Hem insanlar sömürüldü, hem de dinimiz.
Ellerinde hem devletin sonsuz olanakları, hem de yandaş medya vardı. İkisini de tepe tepe kullandılar.
Rüşvet çarkı gıcır gıcır yağlanmış dönüyor, yüz milyonlarca avanta parası havalarda uçuşuyor. O ayakkabı kutularından çıkanlar falan, işin milyarda biri bile değil.
* * *
Bir ülke düşünün, savcı, Tayyip’in şehzadesi Bilal ve bazı AKP zengini büyük işadamlarını ifadeye çağırıyor. Polis ve jandarmaya emir gidiyor ama ikisi de gereğini yapmıyor. Savcı yakınıyor, Başsavcı ortaya çıkıp kendi savcısını yalancılıkla suçluyor.
Şimdi hiç endişeniz olmasın, bunca kargaşa ortamında zanlılar bütün delilleri yok etti, değiştirdi, kararttı. Bazıları da tüydü.
Bir ülke düşünün, istifa eden Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar açıklama yapıp “Soruşturma dosyasında yer alan bütün imar planı değişikliklerini Başbakan’ın talimatıyla yaptık. Başbakan’ın da istifa etmesi gerekir” dedi.
Aradan dört gün geçti, her gün kürsülere çıkan, bağırıp çağıran, sağa sola posta koyan aslan parçası Tayyip’ten tık yok. Bakanının bu sözlerine yanıt veremiyor.
Konuşsana Tayyip!
Bir ülke düşünün, malum şahıs dün çıkmış kürsüye “O savcı adaletin yüz karası” diye bağırıyor.
Bir ülke düşünün, birkaç gün öncesine kadar İçişleri Bakanı olan Muammer Güler’in Halkbank’taki 908 bin lirasına hokus pokus yapıldığı iddiasını bugün dördüncü kez yazıyor ve kendisine soruyorum:
“Savcılık iddianamesinde adı M.G. olarak geçen şahıs sen misin? Evetse bankadan şikayetçi oldun mu? Olmadıysan niçin? Yoksa banka sana paranı ödedi mi?”
Niçin yanıt veremiyor, neden korkuyor?
Her gün bir sürü yalanla uyuttukları Türk Milleti’nin bazı bireyleri artık bu korkunç gerçekleri görsünler, “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırırken nasıl soyulduklarını, ceplerinin kravatlı yankesiciler tarafından nasıl boşaltıldığını anlasınlar.
Eğer “Biz razıyız, soyuldukça zevk alıyoruz” diyorlarsa onu bilemem.
Emin Çölaşan

27 Aralık 2013 Cuma

İşte şehzadelerin mal varlıkları! İlhan Taşçı bugün bloğundan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oğullarının mal varlıklarını yazdı. İşte o yazı:

İşte şehzadelerin mal varlıkları!

Cumhuriyet gazetesi yazarı İlhan Taşçı bugün bloğundan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oğullarının mal varlıklarını yazdı. İşte o yazı
İşte Başbakanın çocuklarının şirketleri

İlhan Taşçı, Tayyip Erdoğan'ın oğullarının mal varlıklarını yayınladı. İşte o devasa servet!

 Cumhuriyet gazetesi yazarı İlhan Taşçı bugün bloğundan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oğullarının mal varlıklarını yazdı. İşte o yazı:
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "Oğlum üzerinden bana geleceklerdi" sözleriyle gözlerin çevrildiği oğul Bilal Erdoğan, AKP iktidarı döneminde kuyumculuktan yemeğe, sabunculuktan kozmetiğe kadar pek çok alanda "atılım" yaptı.
Harvard'da kamu yönetimi eğitimi alan, Dünya Bankası'nda çalışan Bilal Erdoğan, ilk olarak ağabeyi Burak Erdoğan ile birlikte değeri tapu kayıtlarına 1 milyon lira olarak yazılan Kısıklı'daki bir villayı aldı. 5 bin 20 metrekarelik bir arazi üzerinde yer alan villalardan birinin sahibi de kız kardeşi Vesile Erdoğan'ın eşi Ziya İlgen olmuştu.
OKYANUS ÖTESİNDE EV
 Bu ev Bilal Erdoğan'ın ilk evi değildi. Bilal Erdoğan 24 Ağustos 2005 tarihinde de "okyanus ötesinde" bir konutun sahibi olmuştu. Oğul Erdoğan, ABD'nin Maryland eyaleti, College Park'ta da bir ev satın almıştı. 146 metrekaralik bu ev, Bilal ve eşi Reyyan Erdoğan adına kaydedildi. Başbakan'ın 4 çocuğunun da yurtdışındaki eğitim masraflarını işadamı Remzi Gür üstlenmişti.
GEMİCİK
 Başbakan'ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan'ın satın aldığı "gemicik" o günden beri tartışılıyor. İlginç olan ise oğul Erdoğan'ın gemiyi kendisine burs veren Remzi Gür'ün eşinin kardeşleri Hasan ve Hüseyin Doğan'dan satın almış olmasıydı. Tıpkı abisi gibi Bilal Erdoğan da BMZ Group Denizcilik ve İnşaat A.Ş şirketi ile denizcilik sektörüne adım attı. Kuruluş sermayesi 3 milyon lira olan şirketin hissedarları ise amcası Mustafa Erdoğan ile eniştesi Ziya İlgen'di.
 
MİS GİBİ İŞ
Bilal Erdoğan, Maye Dış Ticaret isimli şirkete ortaklığıyla kozmetik sektörüne de girmişti. Maye, ABD'li makyaj malzemesi üreticisi Bellapierre Cosmetics'in ürünlerini Türkiye'de satıyor. Bellapierre, satışlarını alışveriş merkezlerine kurduğu standlarda yapıyor. Bilal Erdoğan, Mis Hediyelik Eşya Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile de kokulu meyve sabunu işine girmişti. İstanbul'da Cevahir AVM ile birlikte 3, Antalya'da 1 stand açan Mis Hediyelik Eşya, ABD'de de Virginia eyaletinde Tyson's Corner AVM'de stand açarak ihracata başladı. Bilal Erdoğan'ın ortak olduğu Mis Hediyelik Eşya şirketinin 50 bin TL sermayesi bulunuyor.
 Sermayesinin 2 bin 500 TL'si Bilal Erdoğan'a, 2 bin 500 TL'si Ali Bahadır Yeşil'e, 5 bin TL'si Mustafa Esankal'a geri kalan sermayenin 40 bin TL'si ise yine Bilal Erdoğan'ın şirketi olan Maye Dış Ticaret şirketine ait.
 
RESTORANTTAN, OTELE
 Oğul Erdoğan, Doruk Izgara
 Limited Şirketi ile de fırıncılıktan tabldot yemeğe; otel işletmekten, kahvehaneye; kuruyemişçilikten aktarlığa kadar pek çok alanda daha faaliyet yürütebilmenin adımını atmıştı. 300 bin TL sermayeli şirketin ortakları da Mustafa Esenkal ve Ali Bahadır Yeşil.
 
ALTIN GİBİ İŞ
Bilal Erdoğan, ağabeyi Burak Erdoğan'ın eşi Sema Erdoğan ile birlikte Atatürk Havaliamınanda Atagold'un kuyumculuk mağazasına ortak olmuşlardı. Erdoğan ailesinin diğer ortakları ise Başbakanın da yakın arkadaşı olan Atasay'ın sahibi Cihan Kamer'in çocukları Atasay ve Simay Kamer'di. 500 bin lira sermayeli şirketin yüzde 25'i Bilal, yüzde 25'i de Sema Erdoğan'ın olmuştu.

24 Aralık 2013 Salı

Fethullah kalıcı! Tayyip gidici!

Hoca Efendi, akşam ezanı okunduktan sonra saat 19.00’da ana haberlerde TV ekranlarından iki dilden beddua ediyor.
Önce Türkçe başlıyor.
Allah, evine ateş salsın.
Allah, yuvanı yıksın.
Allah, önünü kessin.
Allah, duygunu kurutsun.
Allah, bir şey olmaya (Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmak istemesini kast ediyor) imkan vermesin.
Hoca Efendi, Arapça’ya geçiyor.
Bedduaları, Arapça sıralıyor.
Hoca Efendi, Allah’ı dilinden düşürmeden, beddua kayalarını yerden tek tek alıp, Tayyip Erdoğan’ın iktidar vitrininin rüşvet parasıyla süslü ve kırılmaz zannedilen camlarına, iki dilden, birer birer indiriyor.
* * *
Tayyip Beyefendi ise öğle namazı okunduktan sonra Samsun’da, Ordu’da toplanıp meydanlara getirilmiş kadın ve çocukların çoğunlukta olduğu halk kalabalığına konuşurken tek dilden (Türkçe olarak) sıralıyor:
İçimizde çetesin.
Dışımızda mihrak.
İsrail ajanısın.
Amerika’daki kukla.
Devlete paralel oldun.
Ne istedinse verdik.
İhanet içindesin.
Kökün kurusun.
Kökünü kazıyacağız.
Tayyip Beyefendi, Allah’ı ağzından eksik etmeden, acı biber tadında kelimelerden kurşun yapıp Hoca Efendi’nin okunmuş üflenmiş mümin kalkanını delik deşik ediyor.
* * *
Bir olup geldiler.
Birlikte devlete yerleştiler.
Koltuk için birbirini yiyorlar.
Birlikte çökecekler.
Haddimi aşmak istemem. Tahminimi zorlama sayabilirsiniz. Kabul ederim. Ancak bana göre, kısa dönemde, durum şöyle olur:
Fethullah Hoca Efendi kalıcı.
Tayyip Beyefendi gidici.
* * *
Diyeceksiniz ki niçin?
Ben derim ki şunun için: Hoca Efendi’nin daha geç vakit fakat Tayyip Beyefendi’nin ondan daha önce “gidici olmasına” karar verecek olan halktır. Halk seçimle getirdi, seçimle gönderecektir. Halk seçimle gönderirken kendisine anlatılana değil olana bitene bakacaktır. Hoca Efendi’nin polis şefleri, olanı sergiliyor. Tayyip Beyefendi ise Hoca Efendi’yi seven polis şeflerinin sergilediği gerçekleri örtemeye ve halka “Bunlar İsrail ajanıdır -Bunlar çetedir. -Bunlar ABD kuklasıdır. -Bunlar devletin içinde paralel yapıdır. -İhanet ettiler” türünden perde arkası anlatıyor.
Perde caaarttt diye yırtıldı.
Halk sahneye bakar.
Halkın gözünde:
Perde arkası hikaye olur.
Kısa dönemde Tayyip gidici.
Hoca Efendi, kalıcı olur.
* * *
Halk, sahneye kilitlendi:
Tayyip Beyefendi’nin; oğlu gemicik alırken, sorgu sual etmeyip göz yuman polis şeflerine “destan yazdınız” diye kucak açtığını fakat bakanın oğlunu rüşvet kasasıyla yakalayan aynı polislere “İsrail ajanı çeteler” dediğini görüyor.
Halk sahneye dikkat kesildi:
Görünürde lahmacun dükkanı işleticisi olan bakan oğullarını “rüşvet oğlanı” yapan İran’dan gelme Rıza Sarraf’ın, Başbakan’ın nikah şahidi olduğu törenlerde en şerefli baş misafir yapıldığını görüyor.
Halk sahneye bakıyor:
Rüşvetten sorguya alınmış Bakan oğlunun değeri 5 bin TL olan mont giydiğini görüyor. Halk, bu bakan oğlunun babası bakan olmadan önce bursla okuyacak kadar fakir durumda olduğunu hatırlıyor.
Halk hatıralarına sadıktır.
Halk gördüğüne inanır!
Tayyip Beyefendi gidici.
Nüfuzlu Köfte!
Doğruysa çok vahim! Gerçek Gündem’in haberine göre; Zorlu Center’da Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan, “Günyadın Köfte ve Gülhane Kebap” adlı 2 restoran açtı. Zorlu Center’in 86 bin metrekare fazladan kaçak inşaat yaptığı iddiaları vardı ve son operasyonda Zorlu Holding’in CEO’su Mesut Pektaş da gözaltına alındı. Mesut Pektaş, daha önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği yapmıştı. Büyükşehir Belediyesi’nin hesap işleri, satın alma, APK ve Gelirler Başkanlığı Mesut Pektaş’a bağlanmıştı. Gerçek Gündem Com sitesinde dükkanların fotoğrafları ve Ticaret Sicili’nde yayınlanmış sahiplerinin isimleri de var.

Necati Doğru

Büyükelçilik: “Zerrab, Azeri değil”

Ankara’daki Azerbaycan Büyükelçiliği'nden Reza Zarrab'la ilgili bomba açıklama geldi...

Ankara’daki Azerbaycan Büyükelçiliği, 17 Aralık yolsuzluk operasyonunun baş şüphelisi olan Reza Zarrab’ın Azerbaycanlı olmadığını açıkladı.
News.Az haber sitesinin haberine göre Azerbaycan Büyükelçiliği Sözcüsü Elsevar Salmanov, Türk medyasında çıkan haberlerde Zarrab’ın Azerbaycan vatandaşı gibi gösterildiğini belirterek, “Durum Azerbaycan otoriteleri tarafından araştırılmaktadır. Zarrab’ın Bakü doğumlu olmadığının resmen onaylanmasından sonra da medyaya yeni bir resmi açıklama yapılacak ve medya uyarılacaktır” dedi.
News.Az sitesi de Reza Zarrab’ın İran Azerbaycanı’nda doğduğu belirterek, medyada çıkan ve Zarrab’ın 1984’te Bakü’de doğduğunu ileri süren haberlerin doğru olmadığını kaydetti.

Konuşunuz Muammer Bey! Emin Çölaşan

Sevgili okuyucularım, bundan bir süre önce Halkbank’ın İstanbul Kapalıçarşı şubesinde ilginç bir olay gerçekleşti. Şube müdürü olan bankacı hanım ve ekibi, bazı müşterilerin hesaplarını sahte belgeler düzenleyerek boşaltıp zimmetlerine geçirdiler.
Hesabı buharlaşan banka müşterileri bu durumda savcılığa başvuruda bulundular.
Savcılık olaya el koydu, durum incelendi. Olay doğruydu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık Bürosu tarafından bu konuda iddianame düzenlendi. Gerek Halkbank ve gerekse şube müdürü S.Ö. ve öteki şube çalışanları hakkında dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.
(Esas No. 2011/ 7294. İddianame No. 2011/ 664.)
Hesapları sahte imzalar ve düzmece belgelerle boşaltılan banka müşterilerinin tamamı şikayet dilekçesi verip davacı oldular.
Şikayetçiler, yani dolandırılanlar arasında Türk Sanat Müziği sanatçısı Samime Sanay da var.
Duruşmaya 30 ocak 2014 günü devam edilecek.
* * *
Savcılık iddianamesinde hesapları buharlaşan bütün yakınıcıların isimleri tek tek veriliyor.
Ancak bir isim var ki, onun adı “M.G.” olarak geçiyor. Yani açık ismi ve soyadı -her nedense- gizleniyor. İlgili bölüm şöyle:
“…Banka müşterilerinden M. G. rumuzlu hesap sahibinin kendisi ve aile fertleri adına açılan hesaplardan yapılan usulsüz işlemlerle ilgili talimatları, bilgi ve rızaları olmadan yapılan işlemlerle 663 bin TL ile 170 bin ABD doları olmak üzere toplam 908 bin TL’nin şüphelilerce
(Halkbank görevlileri tarafından) çekilerek zimmetlerine geçirdikleri anlaşılmış olmakla…”
Şimdi bundan sonrasına dikkat ediniz:
Bankadan sahte imzalar ve çeşitli numaralarla 908 bin lirası çekilen M.G. isimli bu şahıs bankayı öteki şikayetçilerle birlikte savcılığa şikayet etmiyor, hesap sormuyor.
Çok ilginç!.. Bu nasıl bir iştir?
Üstelik iddianamede herkesin adı açık seçik yazılırken, bu şahsın adı sadece M.G. olarak geçiyor.
Peki kim olabilir bu M.G. isimli şahıs?
İçişleri Bakanı Muammer Güler olabilir mi?
* * *
Basında bu konuda haberler çıktı. Bu olay Meclis’te Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sorulduğunda “Benim haberim yok, bir baktırayım” demekle yetindi!
Bir yanıt vermediğine göre, halen de baktırdığı anlaşılıyor!
Şimdi Muammer Güler’e soruyorum. Aşağıdaki sorulara hiç kıvırtmadan açık ve net yanıtlar vermesini bekliyorum:
- Halkbank’ta tam 908 bin lirası buharlaşan ve iddianamede M.G. olarak geçen şahıs zat-ı aliniz misiniz? Evet mi, hayır mı?
- Yanıtınız hayır ise niçin bu konuda açıklama yapmıyorsunuz?
- Evet ise paranızı dolandırdığı iddia edilen Halkbank’tan niçin şikayetçi olmuyorsunuz?
Bu para büyük para!
Yani Rahmi Koç olsa, Sabancı ailesinin bireyleri bile olsa, vallahi bu parayı dolandırıcılara yedirmez, her vatandaş gibi onlar da hesap sorardı.
İçişleri Bakanı olan, son operasyonlarda oğlunun evinde çelik para kasaları, milyonlarca lira ve dövizle birlikte para sayma makineleri çıkan bir şahıs bu
sorulara derhal yanıt vermekle yükümlüdür.
* * *
Şimdi iki olasılık var:
- “Hayır, Halkbank’ta benim param yoktu, dolayısıyla dolandırılmış değilim. Ben Muammer Güler, iddianamede sözü edilen o M.G. değilim.”
Ya da:
“Evet, o M.G. benim. 908 bin liram buharlaştı ama şikayet etmedim çünkü…”
Ülkenin asayiş ve güvenliğini korumakla yükümlü olan İçişleri Bakanı, bu “Çünkü” sözcüğünün devamını getirmek zorundadır.
Bunca skandal sonrasında halen de makamında oturmayı sürdüren M.G. şimdi bu sorulara herhalde yanıt verecektir.
Aksi takdirde insanların aklına çok kötü şeyler gelecektir…
Tek parti zihniyetinin devamı olan bu alçak ve namussuz muhalefet “Acaba rüşvet parası mıydı?” diye bar bar bağıracak, bayramlık ağzını yine açacak, Sayın ve çok Muhterem İçişleri Bakanımızla birlikte onun Başbakanı olan malûm şahsa bile leke sürmeye yeltenecektir.
Aman Muammer Bey, konuşunuz lütfen.
Yarına kadar bekleyelim bakalım!
İmam hatip parası!
Sevgili okuyucularım, son birkaç günden bu yana Türkiye’de bir acayip kasırga estirildi ve
güzel insanlarımız adeta mağdur edildi!
Örneğin Halkbank Genel Müdürü olan şahıs açıkladı:
“Evimde ayakkabı kutularında bulunan 4.5 milyon dolar para aslında bana ait değildir. Ben o parayı Makedonya’da yaptırılacak olan Balkan Üniversitesi’ne gönderecektim. Bir bölümüyle ise Çorum Osmancık’ta imam hatip lisesi yaptıracaktık!”
Oğlu tutuklanan İçişleri Bakanı M.G. konuştu:
“Medyada yayınlanan o telefon dinleme çözümlerinde bize ait bazı bölümlere (polis tarafından) eklemeler yapılmış.”
Tayyip konuştu:
“Bu iş ABD komplosudur. Halk Bankası’nı yedirmeyiz. (Demek ki ABD, Halkbank’ın yemenin peşindeymiş!) Planlar ABD’de yapıldı…
Biz onların (Fethullah ekibinin) inlerine kadar gireceğiz. Bunlar yolsuzluk kisvesi altında bize kurulan tuzaklardır.
Bu oyunun içinde yargı var, yürütme (polis) var. Bunlar faiz, savaş ve kan lobisidir. Hepsini biliyoruz.
Biz Müslümana lanet etmeyiz. Bizim Allah’ımız var. (Başkalarının yok, bir tek onun var!)
Bunlar paralel devlettir, İsrail ajanıdır, ABD kuklasıdır. Biz bu çetelere göz yummayız. Yargının içindeki bazılarını da iyi tanırız. Zamanı gelince hepsiyle hesaplaşırız.
Bize ihanet ettiler…”
* * *
Bu sözleri kimler için söylüyor:
Devletin savcıları, hakimleri, polisleri ve üstelik daha birkaç hafta öncesine kadar can ciğer kuzu sarması olduğu Fethullah hazretleri için!
Yolsuzluk, hırsızlık, vurgun, imar rantları, rüşvet, pislik… Henüz milyarda biri ortaya çıkınca nasıl paniklediler, sinir sistemleri nasıl bozuldu.
Bir sürü pislik belgelenmiş, şimdi üstünü örtmeye, mazeret üretmeye kalkışıyor.
Karadeniz gezisinde nutuklar atıyor, her zamanki taktiğini aynen uygulamayı sürdürüyor:
Amacı emrindeki yandaş-onursuz-omurgasız medyayı yine propaganda aygıtı olarak kullanıp kitleleri kandırmak, zeytinyağ gibi suyun üstüne çıkmak!
Her gün “Allah” der, “Yüce dinimiz” der de, sıkıştığında hepsini unutup işte böyle bar bar bağırır!
Ne biçim başbakanmış bu, ne biçim!
Emin Çölaşan

İçişleri Bakanı Muammer Güler'den yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna bir açıklama daha geldi...

İçişleri Bakanı Muammer Güler'den yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna bir açıklama daha geldi...

Çankaya Köşkü’nde düzenlenen ödül törenine katılan İçişleri Bakanı Muammer Güler, geçen hafta yapılan yolsuzluk operasyonuna ilişkin önemli açıklamalar yaptı.
Muammer Güler şunları söyledi:
“Bu bir adli dava değil, siyasi algı davasıdır. Bunlar her şeyi kendi kafalarına göre yapmışlar. İnfazı da yapmışlar. Bunları geçmişte de yapmışlardı ama iki yanlış bir doğru etmez. Ben operasyonun hemen ardından Başbakan’a ‘Gereğini yapacağım’ dedim. Kendisi de gereğini yapacağını söyledi.
Oğlumun evinde bulunan para sattığı villanın parasıdır, bütün evrakları vardır. Tüm delilleri belgeleriyle sunacağım. İstihbarat müdürü adli kolluk personeli değildir. Memur suçlarına göre işlem yapılmak zorundadır.”
Daha ifadeler alınmadan dört Bakan için fezleke hazırlanıp polisin önüne konmuş.Kanunsuz hiçbir şey yapmadık. Hukuk ayaklar altına alınıyor.

Son yolsuzluk operasyonuyla adı yeniden gündeme gelen Savcı Zekeriya Öz, twitter hesabından çok sert yanıt verdi.

"Foseptik çukurunda gezenlerin yalanları"

Son yolsuzluk operasyonuyla adı yeniden gündeme gelen Savcı Zekeriya Öz, twitter hesabından çok sert yanıt verdi.
Tayyar’ın dün yazdığı “Savcı Öz’ün emniyet ofisine girişi başsavcılıkça yasaklandı” iddiasının ardından Savcı Öz şöyle bir tweet attı: “Bazıları foseptik çukurunda gezenlerin yalanlarını yazdıkları için ağızları kokuyor. iftiranın kokusu öbür dünya da çıkmaz.”
TAYYAR’DAN SERT SÖZLER
Şahsi twitter hesabından açıklama yapan AKP milletvekili Şamil Tayyar, yolsuzluk operasyonunun 26 Ekim’de sonlandırıldığını iddia etmiş ve Başsavcı vekili Öz’e ağır ithamlarda bulunmuştu.

Hastalıklara karşı başlıca önlem c vitamini

C vitamininin birçok etkisi var.

Hastalıkların en çok gözlendiği soğuk kış günlerinde vücudumuzun da en çok ihtiyaç duyduğu vitamin C vitaminidir. Özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle de önemi artmakta.
Kış aylarında antioksidant olarak görev yapan ve bağışıklık sistemini güçlendiren C vitamini, bağ dokuları koruyarak vücutta birçok yapının birarada tutulmasını sağlıyor ve diş etlerini koruyarak kanamayı önlüyor.
C vitamini ayrıca doğal bir anti-histaminiktir, iltihap oluşumunu, ağrıyı ve alerjik etkiyi azaltıp, hastalık süresini kısaltıyor.
Vücudumuz tarafından üretilmeyen ve depolanmayan C vitaminini günlük olarak çeşitli besinlerden almalıyız.Turunçgillerde, kuşburnu, kivi, çilek, maydanoz, brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, yeşil ve kırmızı biber, kabak, soğan ve domateste C vitamini bulunur. Özellikle portakalı yerken kabuğunu mümkün olduğunca ince soymaya çalışın. Alttan çıkan beyaz kısmıyla (bioflavonoid yapısıyla) birlikte tükettiğinizde daha fazla C vitamini almış olursunuz.
Birçok etkisi var
Yapılan çalışmalara göre C vitamini ile beraber D vitamini takviyesi alınması bağışıklık sisteminin güçlenmesinde etkili. D vitamini, hastalık yapan virüs ve bakterileri yok eden T hücre aktivitesini artırıp enfeksiyonlara karşı savaşıyor. D vitamini özellikle yumurta sarısı ve yağlı balıklarda bulunmakta.

*C vitamini ayrıca, vücudu serbest radikallere karşı korur
*Demir ve E vitamininin emilimini hızlandırır
*Göz merceğini korur
*Hücre yapısını güçlendirir
*Beyin sağlığı için önemlidir
*Sinir sisteminde rol alır
*Damar tıkanıklığında koruyucu etki gösteririr
*Kanser oluşumu riskini azaltır
*Cildi güneş ışınlarından korur
*Yaşlılık belirtilerini azaltır
*Kullanılan ilaçların yan etkilerini azaltır

CHP, Erdoğan’ın yeğeninin “İşkence” talimatını yerine getirmediği iddiasıyla karakol amirinin görevden aldırılması iddialarını sordu

CHP Adana Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Üyesi Ali Demirçalı, Başbakanın yeğeni Ali Erdoğan’ın işkence talimatı verip yerine getirmediği iddiasıyla karakol amirinin görevden aldırılması olayını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sordu,”Ali Erdoğan hangi sıfatla yanınızda görevlendirilmiştir” dedi
Ali Demirçalı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesinde, Başbakanın, yeğeni olduğu bilinen ve aynı zamanda yakın korumalığını yapan, Ali Erdoğan’ın son vukuatının, kamuoyu nezdinde büyük tepkiyle karşılandığına dikkat çekti. Demirçalı, “Başbakanı protesto ettikleri için karakolunda bulunan vatandaşlara hakaretler yağdıran, polislere işkence yapmaları için emirler veren, buna itiraz eden amirlere ve polislere ise küfürler eden Ali Erdoğan’ın görüntüleri hepimizi şaşkınlık içinde bırakmıştır. Başbakanlık korumalarının sürekli olarak halka karşı demokratik olmayan ve hukuk kurallarını aşırı şekilde aşan davranışların birçoğunun arkasında maalesef, yeğen Ali Erdoğan ismi görülmektedir.” dedi.
CHP Adana Milletvekili Ali Demirçalı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a , “ Ali Erdoğan hangi sıfatla yanınızda görevlendirilmiştir?” diyerek şu soruların yanıtlanmasını istedi:
“Hiçbir yetkisi olmayan yeğeniniz, Ali Erdoğan nasıl olurda emniyet müdürlerine, polislere, korumalara talimat verebilmektedir? Yeğeniniz Ali Erdoğan’ın “işkence” talimatını yerine getirmeyen karakol amirinin görevden alındığı iddiası doğru mudur? Emniyet güçleri yeğen Ali Erdoğan’ın savunmasız vatandaşları dövmesine neden göz yummaktadır? Polis olmadan, polis teçhizat taşıyor olması suç değil midir? Yeğeniniz, Ali Erdoğan’ın Kadrosunun Başbakanlık’ta müşavir olduğu doğru mudur? Yurtdışı gezilerinde resmi heyet listesine, Ali Erdoğan’ın ismi ”Genel Başkan Asistanı” olarak girdiği doğru mudur? Yeğen, Ali Erdoğan’ı daha ne kadar yanınızda tutacak ve savunmaya devam edeceksiniz?”

Yolsuzluk Operasyonunda Rüşvetin Bilançosu 100 Milyar Euro ( TheHaber...

Yolsuzluk Türküsü



Yolsuzluk Türküsü

Kara para aklarım
Kutulara saklarım
Eğer polis gelirse
Kızarır yanaklarım
...
Zil'e basıp çaldılar
İçeriye daldılar
İmdat baba dedikçe
Gözaltına aldılar.
...
Euro, dolar sayıldı
Ebru düşüp bayıldı
Güzel ülkemin adı
Yolsuzlukla yayıldı
...
İddaname dürüldü
Dava çabuk görüldü
Hırsız yağız olunca
Onca müdür sürüldü
...
Allah Allah dediler
Türkiye'yi yediler
İş hesaba gelince
Süt dökmüş ak kediler.

31 Ağustos 2013 Cumartesi

25 08 2013 Ethem Sarısülük Kütüphanesi Açılış Tören ve Konseri


25 08 2013 Ethem Sarısülük Kütüphanesi Açılış Tören ve Konseri

Bakırköy Çamlık Parkında Çapulcu Meydanı Öncesi Müzik 10 Temmuz Çav bella


Bakırköy Çamlık Parkında Çapulcu Meydanı Öncesi Müzik 10 Temmuz

Abbasağa forumu'nda Abdullah Cömertin ağabeyi Capul TV ye konuştu


Abbasağa forumu'nda Abdullah Cömertin ağabeyi Capul TV ye konuştu

Capul TV: Direnisin Medyasi - Media of the Resistance


Capul TV: Direnisin Medyasi - Media of the Resistance

Love Children of Turkey


Love Children of Turkey

#AgacKesmeMetroYap


#AgacKesmeMetroYap

Roger Waters İstanbul Türkçe protesto


Roger Waters İstanbul Türkçe protesto

30 Ağustos 2013 Cuma

Grup Yorum Taksim Direnişi İçin Söylüyor


Grup Yorum Taksim Direnişi İçin Söylüyor

140 vuruşta Gezi direnişi


140 vuruşta Gezi direnişi

Taksim Gezi Parkı Direnişi – Hasta Siempre


Taksim Gezi Parkı Direnişi – Hasta Siempre

Duman – Eyvallah – Taksim Gezi Parkı Protestocuları İçin Destek Şarkısı


Duman – Eyvallah – Taksim Gezi Parkı Protestocuları İçin Destek Şarkısı

Düğün için Gezi kapatıldığında Çapultv Oradaydı.20.07.2013


Düğün için Gezi kapatıldığında Çapultv Oradaydı.20.07.2013

Keşke yalnız bunun için kırsaydım seni


Keşke yalnız bunun için kırsaydım seni

İki genç çapulcu biri işinden kovulmuş eyleme katıldığı için -7 Haziran 2013


İki genç çapulcu biri işinden kovulmuş eyleme katıldığı için -7 Haziran 2013

Genç Çapulcular Kolektif Yaz Kampı'nda


Genç Çapulcular Kolektif Yaz Kampı'nda

Recep Tayyip Erdoğan | R4BIA


Recep Tayyip Erdoğan | R4BIA

Ali’nin yorumları -11 Haziran 2013


Ali’nin yorumları -11 Haziran 2013

5 Ağustos 2013 Kadıköy'de Ergenekon davası sonuçları protesto ediliyor


5 Ağustos 2013 Kadıköy'de Ergenekon davası sonuçları protesto ediliyor

Gezici Müzisyenler 31 Ağustos'ta Kadıköy Sahne'de


Gezici Müzisyenler 31 Ağustos'ta Kadıköy Sahne'de

8 Haziran 2013 Cumartesi

Çapul TV Yayına Başladı

Taksim Gezi Parkı olayları 11. gününde. Gezi Parkı olaylarının başlangıcında Başbakan Erdoğan'ın direnişçileri "3-5 çapulcu" şeklinde tanımlaması üzerine başlayan çapulcu fenomeni, tüm hızıyla sürüyor. Çapulcu kelimesi soyal medyada ve meydanlarda espri konusu olurken, geçtiğimiz günlerde chapulling kelimesi zargan ve wikipedia gibi sözlük kıvamındaki sitelerin literatürüne girdi. Son gelişme olarak ise Çapul TV isimli bir internet televizyonu kuruldu. www.capul.tv adresinden yayın yapan Çapul TV, sosyal medyayı kanala taşıyor. Çapul TV izle. Çapul TV canlı izle. 

Çapul TV yayınına başladı. Sosyal medyada çapulculuk ile ilgili pek çok mizahi içeriğin üretilmesi üzerine girişimde bulunan site kurucuları, Çapul TV isimli televizyon kanalını internet üzerinden yayınlamaya başladı. Çapul TV canlı izle. Çapul TV canlı izle. 
 

Taksim Gezi Parkı'ndan özel bir uydu sistemi ile yayına başlayan Çapul Tv www.capul.tv adresinden dün akşam internetten start aldı.

 

Gezi Parkı Taksim Canlı Yayın.

Yandaş basına inat gelişmeleri yerinden veren özgür çıkarsız sizlerle paylaşan , Çapulcu Tv ile izleyin . yandaş medyanın yalan haberlerine itibar etmeyin.Çünkü yandaş medya maddi çıkarlarından başka bişey düşünmüyor.

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarımıza Saygıyla Duyrulur.